Dr. Abdulkadir Alpaslan Söyleşi
İskilip Kültür Eğitim ve Tanıtma Vakfı Kurucu ve Mütevelli Heyet üyesi , Başkanımız Sayın Dr Abdulkadir ALPASLAN Bey in Ankara Küçük Esat / Dörtyol da bulunan ofisine Vakıf Temsilcisi olarak, Öz geçmişi, Kültürel hayatı ve Vakfımızla ilgili görüşlerini alabilmek için 18 05 2011 saat 13.00 deki ziyaretimiz esnasında yaptığımız, söyleşi aşağıda sizlere sunulmuştur.
Sayın Dr Abdulkadir ALPASLAN Bey Aile,Çocukluk yılları ve ilk eğitiminiz ile ilgili bizlere neler söylemek istersiniz.
İskilip Sakarya Mahallesinde şuan mevcut olan ahşap evimizde Mehmet ve Hatun ALPASLAN ın 3 çocuğunun en küçüğü olarak 1 Şubat 1929 yılında dünyaya geldim. Babam çocuklarının doğum tarihlerini Kuranı Kerim’in kapağının iç kısmına yazarmış, doğumum şu şekilde kayıtlıdır.Abdulkadir Efendinin Veladeti 20 Şabanı Muazzam l347 Cuma saat 4 de Dünyaya geldi. Ağabeyimden büyüğü Mustafa ALPASLAN 1919 doğumlu olup Başbakanlık Matbaasında memuriyet görevinden, Müdür olarak Emekli olduktan sonra,16 Ekim l989 da vefat etti Ağabeyim İsmail ALPASLAN Askeri Tabiplikten Emekli oldu.Sıhhati yerinde yaşıyor. Babam Mehmet ALPASLAN Memleketimizde Hafız oğulları diye anılan ailedendir.Dedelerim mahallemizde bulunan Sakarya çeşmesinin arka kısmındaki tapusu bizlere ait arsanın haziresinde yatmaktadır.Annem Hatun ALPASLAN, ALPSAR Ailesindendir Annem Beş kardeş . Üç Teyzem, Bir Dayım var.Teyzelerimden Hatice Teyzem Nallıhan da genç yaşta vefat etmiş,.Hayriye Teyzem,Cerrahın Hakkı efendinin Hanımıdır.Lütfiye Teyzem ise Emir oğlu Etem Efendi, Etem Demirel in eşidir.Dayım Ömer ALPSAR,İsmail ALPSAR’ ın Babasıdır.. Çocukluk yıllarını Sakarya Mahallesinde, mahalle arkadaşları, Emin Ağaların çocukları olan Kemal,Mehmet,Emin,Bekir ve İsmail Cerit le geçiren , bir de Katırcılık yapan Raşit emmiyi unutmadığını söyleyen Abdulkadir bey,okula evlerine bitişik, Sakarya İlköğretim Okulunda 5 yaşında başlar, yaşı küçük olduğu için ilk yıl numarasız gider,ertesi yıl 97 numara ile okula başlar,Sakarya İlkokulu Orta Okul olunca,3-4-5 inci sınıfları 312 numaralı öğrenci olarak Azmimilli İlk okulunda tamamlar,Orta Okulu okumak için tekrar Sakarya da olan Orta okula gelen Abdulkadir bey 28 okul numarası ile Sakarya ortaokulunda orta okul eğitimini tamamlar. İskilip Sakarya Mahallesinde şuan mevcut olan ahşap evimizde Mehmet ve Hatun ALPASLAN ın 3 çocuğunun en küçüğü olarak 1 Şubat 1929 yılında dünyaya geldim. Babam çocuklarının doğum tarihlerini Kuranı Kerim’in kapağının iç kısmına yazarmış, doğumum şu şekilde kayıtlıdır.Abdulkadir Efendinin Veladeti 20 Şabanı Muazzam l347 Cuma saat 4 de Dünyaya geldi. Ağabeyimden büyüğü Mustafa ALPASLAN 1919 doğumlu olup Başbakanlık Matbaasında memuriyet görevinden, Müdür olarak Emekli olduktan sonra,16 Ekim l989 da vefat etti Ağabeyim İsmail ALPASLAN Askeri Tabiplikten Emekli oldu.Sıhhati yerinde yaşıyor. Babam Mehmet ALPASLAN Memleketimizde Hafız oğulları diye anılan ailedendir.Dedelerim mahallemizde bulunan Sakarya çeşmesinin arka kısmındaki tapusu bizlere ait arsanın haziresinde yatmaktadır.Annem Hatun ALPASLAN, ALPSAR Ailesindendir Annem Beş kardeş . Üç Teyzem, Bir Dayım var.Teyzelerimden Hatice Teyzem Nallıhan da genç yaşta vefat etmiş,.Hayriye Teyzem,Cerrahın Hakkı efendinin Hanımıdır.Lütfiye Teyzem ise Emir oğlu Etem Efendi, Etem Demirel in eşidir.Dayım Ömer ALPSAR,İsmail ALPSAR’ ın Babasıdır.. Çocukluk yıllarını Sakarya Mahallesinde, mahalle arkadaşları, Emin Ağaların çocukları olan Kemal,Mehmet,Emin,Bekir ve İsmail Cerit le geçiren , bir de Katırcılık yapan Raşit emmiyi unutmadığını söyleyen Abdulkadir bey,okula evlerine bitişik, Sakarya İlköğretim Okulunda 5 yaşında başlar, yaşı küçük olduğu için ilk yıl numarasız gider,ertesi yıl 97 numara ile okula başlar,Sakarya İlkokulu Orta Okul olunca,3-4-5 inci sınıfları 312 numaralı öğrenci olarak Azmimilli İlk okulunda tamamlar,Orta Okulu okumak için tekrar Sakarya da olan Orta okula gelen Abdulkadir bey 28 okul numarası ile Sakarya ortaokulunda orta okul eğitimini tamamlar.
İlk ve Ortaokul dönemlerinden, bizlere unutamadığınız kişileri ve her hangi bir hatıranızı anlatabilir misiniz?
İlkokul yıllarından Başöğretmen Talat beyi arkadaşlarımdan, Şeref Dinçer, Sevim Cömert i, soyadını hatırlayamadığım muhittin i mümessilimizdi, sonra Nüfus memuru oldu, teyzemin kızı Bedriye yi ,Ortaokul yıllarından Müdür Makbul Özdil Bey, arkadaşlarımdan Vacit Kaman,Mustafa Zerde, Ahmet Tahtakılıç, Mehmet Kaymaz, Sami Şanlı, Gökay Göktürk ( Konservatuar okudu) Çöp Ali yani Ali Kunduzlu, İş Bankası müdürünün kızı Füsun, Hasan Çerkeşli (Polis teşkilatında çalıştı) Cafer Tayyar Bağlar ve kaymakamın oğlu Ercüment i hatırladıklarından bir kısmı olarak belirterek,Unutamadığı anı olarak da Kaymakamın oğlu Ercüment in bisikleti vardı iki tane daha bisiklet kiralayıp altı arkadaş ırmağa gitmeye karar verdik ve yola çıktık. Yolun yarısında kiraladığımız bisikletlerden birisi arıza yaptı. İskilip’ten tamirci getirdik yaptırdık yola devam ettik.Irmağın tahta köprüsüne yaklaştık bisiklet tekrar bozuldu fakat biz vazgeçmedik bisiklet elimizde köprüyü karşıya geçtik,saat epey geçmişti 20 km yol gelmiştik birde yolun geri dönüşü vardı, bisikletlerin ikisi altımızda birisi sırtımızda geç saat de olsa İskilip e geldik. Fakat bizler ailemize söylemiştik kaymakamın oğlu Ercüment söylememiş. Kaymakam bey meraklanmış endişe etmiş bizleri epey aramışlar,Ercüment arandığımızı duyunca korkarak eve gitti babasından epey azar işitmiş bayağı sıkıştırmış bunu hiç unutamam.
Lise ve üniversite hayatınızla ilgili neler söylemek istersiniz.
İskilip de lise yoktu. Mustafa ağabeyim Ankara da Başbakanlık basımevinde memurdu onun vesilesi ile 1943 yılında GAZİ lisesine 852 numarayla kayıt oldum.Erdal İNONÜ bizim liseden mezundur.Okulumuz Eski adıyla HERGELE meydanı şimdiki itfaiye meydanındaydı.Ağabeyimin evi Keçiören Aktepe de İdi, her gün bir araçla gelir ULUS tan yürüyerek giderdim okula.Şartlar çok zor du Ekmek karne ile veriliyor idi unutamam o günleri. Okulda FEN Şubesinde idim bir tek Fizik ten zorlandım fakat 34 mevcudumuzdan Haziran ayında mezun olan 9 kişiden biriydim, Üniversite hayatımda neden tıp fakültesi dersen bir büyük ağabeyim İsmail tıpta okuyordu onunda etkisi oldu tabi,1946 da Ankara tıp fakültesine girdim,yurt başvurusunda bulunmuş idim ilk yıl çıkmadı.2. yıl yurt müracaatım kabul edildi.İstanbul Çemberlitaş /Çarşıkapı Leyli Tıp Talebe yurduna kayıt yaptırdım ve İstanbul üniversitesi tıp fakültesine 2. sınıftan başladım.Yurt binalarımız ahşaptı 4-6-8 kişilik yataklardan ibaretti.Ben 4 kişilik odalarda kaldım bize sabah öğlen akşam yemeği elbiselik iç çamaşır ihtiyacımız gibi ihtiyacımız olan şeyleri ücretsiz olarak verirlerdi, istediğimiz zaman banyomuzu yapabilirdik, bize verilen elbiseliklerden durumları iyi olan arkadaşlarımız fark vererek daha iyisini alırlar onları yaptırıp giyerlerdi.Hocamız Reşat Nuri BERGER’i aynı zamanda ATATÜRK’ün doktorluğunu da yapmış,.Yurt Müdürümüz Nezihi Enver SARP beyi hiç unutamam.Bir gün bizleri ziyarete Sağlık Bakanı Behçet UZ geldi,bizlere sorular sordu nasihatler etti,bir istediğiniz var mı dedi, bizlerde,İki şey istedik, bir elbise konusunda elbiselikleri Sümerbank veriyordu,alternatif olmasını istedik kabul etti, İkincisi ise yaz tatillerinde İstanbul da kalmayı teklif ettik fakat,Bakan Bey Anadolu nun sizlere ihtiyacı var olmaz öyle şey diye reddetti.Tabi okul dönemlerinde Mustafa ağabeyimin maddi yardımlarını unutamam.Fakülte, yurt derken arada bir meşhur Küllük de bulunan Pehlivanlı kahveye de giderek,1952 yılında mezun oldum.Lise ve üniversite hayatından kimleri hatırlıyorsun diyecek olursan aklıma gelenler Liseden fil Kamil, Osman Küçükekşi( Avukat ) , Erdal Kocaçimen (Gençler ve Fenerbahçe de kalecilik yaptı), Özcan Apak ( Dahiliye Müt.), Vedat İçöz ( Göğüs Cerrahı ) Üniversitede Nafiz Özkul ( Göz Dr. ), Fikret Tümen ( Çocuk Dr.), Ahmet Eriş (Göz Dr.), Münip Dinç ( Ortopedist ), Mustafa Balkır ( Röntgen Mütehassısı) üniversiteden şuan hatırladığım arkadaşlar.
Bizlere, mezun olduktan sonraki ilk görev, askerlik ve aile hayatı ile ilgili neler söylemek istersiniz.
Mezun olduktan sonra ilk görev yerim , Hükümet Tabibi olarak Suruç/Urfa ya gittim.8 ay görev yaptım ilk gündü,Cumhuriyet bayramı idi gece handa kalıyordum, her taraftan silah sesleri geliyordu neler oluyor burası Teksas mı nedir bu olanlar ölen yaralananlar vardır yandık dedim, çok korktum bereket buralarda kutlama böyle olurmuş unutamadığım gecelerden biridir.Askerliğim gelmişti yedek subay olarak Ankara Etimesgut hava nakliye taburunda göreve başladım.4 ay olmuştu ,Paşa seni çağırıyor dediler neler oluyor acaba diyerek çıktım karşısına otur evladım , seni Kütahya ya göndereceğim,deyince,Paşam ben İngilizce imkanlarından yararlanıyorum oralarda sıkıntı çekerim dedim,araştırdım en uygunu sensin, sen bir git ben sonra seni aldırırım diyerek beni gönderdi.Kütahya hava er alayında göreve başladım. Askerliğimin bitmesine 2 ay kala şark hizmetim vardı, doğuda yollar karla kaplanmadan erkenden beni Van Merkez Hükümet Tabipliğine gönderdiler yıl 1957 idi. 17000 nüfuslu Van da 7 tane tabip vardık, kalacak yer olarak hastaneden bana bir oda verdiler hastane tabibi nin de işine geliyordu nöbetçi gibi oluyordum. Meslek hayatımda cerrah olmayı düşünüyordum fakat Van da bir gün trafik kazası olmuş 7,8 yaralı geldi hastaneye,beni de yardıma çağırdılar O anda olanı biteni görüp o imkansızlık içindeki doktorun halini birde hasta yakınlarının doktora sitemlerini yaşayınca Abdulkadir bu iş sana göre değil dedim.Askerliğim bitmişti Ankara da bir gün İskilip’te de tabiplik yapmış olan Muzaffer Hatipoğlu Beyle karşılaştık Seni çocuk doktoru yapalım deyince fazla düşünmeden olabilir diye karar verdim. Sami Ulus Hastanesinde Fahri Asistanlık yaparak işe başladım. Maaş vermiyorlardı, kendi imkanlarımızla geçiniyorduk.Bakanlık kadro için sıraya koyuyordu. 11 ay tayin bekledim. Bakanlıkta tayinlere Sakıp bey diye birisi bakıyordu. Ara sıra ona uğruyordum Abdulkadir bey 12 inci sıradasınız 2 inci sıradasınız diyerek beni gönderiyordu. Sakıp beye yakınlığı olan bir ağabeyimizin benim gibi 3-4 arkadaş daha vardı, ricası ile hepimizde kadroya geçtik. Gar Gazinosunda yemek yedik ve kutladık kadroya geçmemizi. Işıklar caddesi Ankara Çocuk Hastanesi vardı, Sami Ulus Hastanesine bağlıydı. Orada çocuk asistanı olarak işe başladım, Hamamönü Çıra sokakta ev tuttum orada da oturuyordum.Ankara hastanesi yapılmış idi Kadroyu kurma işini Sami Ulus beye vermişlerdi doktor bey Baş asistanı ve beni de alarak Ankara Hastanesine geçtik hastane rayına oturunca hocamız bizim burada işimiz tamam geri gidiyoruz deyince,Ankara hastanesine Muzaffer Hatipoğlu Beyde Şef.olarak atanmış idi kalmamı istedi Sami Ulus Hocam’a müsaade ederseniz benim evim’de çok yakın buraya kalmak istiyorum dedim geri çevirmedi fakat üzüldü,tamam peki dedi Ankara hastanesinde kaldım. 1961 yılında Almanya ya bir mektup yazdım görev yapmak istediğimi belirttim kısa sürede kabul ettiler. İlk önce Almancam yok diye başka bölüme verdiler. Dilini öğrendikten sonra benim bölümüm çocuk bölümü deyince başhekim beni Solingen Hastanesi çocuk bölümüne gönderdi,kendi hastalarım ve yataklarım oldu.Mevcut Başasistan Berlin e gidecekti, beni de götürdü yanında, üç buçuk sene kadarda orda çalıştım ve Türkiye’ye döndüm. Ankara Hastanesine başasistan ve şef yardımcısı olarak başladım, 1967 yılında Ankara Yenimahalle İvedik Caddesi Pazarın karşısında ilk muayenehanemi açtım. Evlenmek gibi bir niyetim henüz yoktu. Fakat bir gün yemekhaneye Göz Mütehassısı Kamil Sözen beyle beraber gittik, yer baktık Asabiyeci Türkan hanım, Yıldız hanım ve yanında bir bayan daha oturuyordu. Onların yanına oturduk. Yemek esnasında Kamil bey Yıldız hanım Abdulkadir beyi artık münasip birisini bulursak evlendirelim deyince, kızardım bozardım ses çıkaramadım,yemekten kalktık tekrar geri döndü eczacı falan olsa da olur dedi, ben sevgi hanımı da eczacı olduğunu da bilmiyordum. Oda hastaneye yeni eczacı olarak gelmiş. Yıldız hanım sonra tekrar odama geldi, Abdulkadir bey ciddi misiniz bu söylenende diye sordu. Ciddi olduğumu tanışabileceğimi söyledim. Tanışmamız bu şekilde başladı, Doktor Muzaffer Hatipoğlu kayınpederimin meslektaşı ve arkadaşıydı istemeye gittik . Kayınpeder çok olgun davrandı fakat operatör olan kayınbiraderim Bilhan karşı çıktı.,Kimdir nedir baba araştırmadan veriyoruz deyince ortaya Bilhan sorunu çıktı.Onun haricinde olayı çözmüştük. Bilhan la daha sonra birkaç defa yan yana geldik o sorunu da ortadan kaldırdık ve ben Gaziantepli bir ailenin kızları olan İsmet Sevgi hanımla nişanlandım, nişanlanınca muayenehaneyi kapattım. Sevgi hanımla 6 Temmuz 1967 de evlendik.Evliliğimizden İki çocuğumuz oldu, 5 Nisan 1968 de kızım Ayşe Anıl Karabulut,kızım Ayşe Tıp fakültesini Bitirdi.Doç ve Cilt uzmanı olarak Kırıkkale ihtisas hastanesinde görev yapmakta olup evli ve bir Erkek torunum var. 11 Kasım 1969 da oğlum Oğuz Kemal dünyaya geldi.Eğitimini ODTÜ İnşaat Mühendisi olarak tamamladı.Oyak İnşaatta proje Müdürü olarak çalışmakta olup evli iki çocuk babasıdır,bir Erkek bir Kız torunumda ondan var. Ankara hastanesindeki görevim, l970 yılında açtığım, Küçük Esat ta ki muayenehanem,Vakıflar bankası,Halk bankasında ki görevlerim der iken, Ecevit tamgün yasası çıkartmıştı. 1979 yılında emekli oldum.Şuan bulunduğum daire satılık idi, emekli ikramiyemi ve birikimleri mide katarak burayı aldım ve muayene hanemde doktor olarak hayatıma devam ettim . Sevgi hanım 31 yıllık hizmetinin çoğunu Baş eczacı olarak tamamlayıp o da şuan emekli.
Dernek ve Vakıf hayatınızla ilgili neler söylemek istersiniz?
Memleketimiz için ben bütün arkadaşlarıma verdikleri emeklerden dolayı teşekkür ederim, sonraki nesillerin bu bayrağı zamanı gelince alıp daha ilerilere götürmesini temenni ediyor herkese teşekkür ediyorum. İsmail Nihat DEMİREL olarak hem memleketim hem de şahsım adına ki benim İskilip’ten ayrılıp 1976 yılında Türkiye Halk Bankası A.Ş muhasebe müdürlüğüne işe başlamama sebep olan Abdulkadir ALPASLAN amcama İskilip ve İskilip’li için ,ailesi ve torunlarından dahi kıstığı zamanı ayırıp harcadığı emeklerinden dolayı teşekkür ediyor İskilip’in yetiştirdiği , çınar ağacının ellerinden öpüyorum,Sıhhatli yıllar yaşayıp bizlere önderliğinin devamını temenni ediyor ve esenlikler diliyorum.
18.05.2011 17:30
